ilk kitap
- kendini bir şeylerle özdeşleştiren kişi tüm hakikatin mevcut olduğu özgürlüğü asla bilemez. İçerinin boşluğunun sebebi bir şey haline gelme arzusudur ve yaparsanız yapın bu boşluk asla doldurulamaz.
- Dedikodu ve endişe huzursuz bir zihnin ürünüdür, kendinden kaçıştır. Anlayış kendini tanıma ile gelir, acı çeken kişi meraklı olmaz. kıskançlığın olduğu yerde sevgi de yoktur.
- Dışarıya yapılan gösteri ne kadar büyükse içerideki fakirlik de o kadar büyüktür. Bilgi bagimliligi diğer bagimliliklar gibidir- insana boşluk, yalnızlık, hüsran ve hiçbir şey olamama korkusundan kaçış sağlar.
- Hayat dışarıdan olduğu kadar içeriden de olan bir süreçtir. Dışarısı kesinlikle içeriyi etkiler ama içerisi her zaman dışarıyı alt eder.
- İnsanı vatandaşa dönüştürmeyi isteriz çünkü vatandaş olmak insan olmaktan daha kolaydır. Verimlilik ve uygunluk insanı katilastirdigi, acimasizlastirdigi için bir vatandaştan beklenendir.
- Ne olduğumuzdan korkup utaniyor muyuz ki isim mevki ve kazanç bu kadar önemli hale geldi? Kişi onurlandırılmak için savaşın heyecanıyla inanılmaz şeyler yapıyor ve bir insan oldurdugu için kahraman oluyor.
- Basari insanı sertleştirir, kendi içine kapatır. İçeriden ne kadar eziyet çekersek disariya karşı vahşi olma güdümüz o kadar fazla olur. Bastırmak tepkilerle baş etmenin en kolay ve aptalca yoludur. Biraz kibirliydi ve dolayısıyla sabirsizdi.
- Çünkü acı ve ıstıraptan kurtulmak en üst düzeyde akıl gerektirir; çocuğun alacağı eğitim ve üzerindeki etkiler bu akıldan yoksun kalmasını sağlayacaktı. Disiplin denilen direnci yaratan şey korku.
- Ne kadar kıskanç olursak sahip olma hissi I kadar büyüktür. Tutundugumuz nesne olmazsa umutsuzluğa düşer ve kaybolduğumuzu hissederiz değil mi? Yalnız hissetmekten korkariz. Kiskanclik, nefret, acı işte bu korkunun kendisidir. Sahiplik nefreti besler - sahiplik varsa asla sevgi olamaz, sahip olmak sevginin mahvedilmesidir.
- Zengin ölmek boşuna yaşamış olmak demektir. Hiç arzumuz olmazsa öluruz, hiç çatışmamiz olmazsa uyuruz. Sahip olunan şey para da olsa erdem de olsa sahip olmak donuklastirir.
- İnsan özellikle de bir kadınsa etrafın nahis söylemleri olmadan tek başına yaşayabilir mi? Hırslı, hünerli olanlar güzellik peşinde koşanlar sadece kendi ozyansimalarina taparlar, kendi etraflarında bir duvar örerler. Kimse soyutlanmış bir biçimde yaşayamayacağı için de ıstırap ortaya çıkar. Yalnızca sevgi daima yenileyicidir.
İkinci kitap
- zihin sakin olduğunda - olduruldugunda değil olduğunda - gerçek bir etken olan sevgi baş gösterir.
- İşte hayatlarımız böyledir; hiçbir zaman tatmin etmeyen kaçışların çatışmasız ve bitmeyen istirap.
- Eğitim bütünleşmiş bireyler oluşturmak değil midir? Eğer eğitimin amacı buysa o zaman birey mi toplum için vardır yoksa toplum mu birey için vardır konusunu açıklığa kavuşturmalıyız. Eğer toplum bireye ihtiyaç duyuyor ve onu kendi amaçları için kullanıyorsa bunun, insanların bütünlemiş olmasıyla ilgisi yoktur. Onun istediği tek şey etkili bir makine, uygun ve saygıdeğer bir yurttastir ve bu da yalnızca yüzeysel bir bütünleştirmeye gereksinim duyar.
- Herkes zirvede olma aşkıyla yanıp tutuştuğu için siddet, çatışan be nefret dolu bir toplum yaratiyoruz. Açgözlülük kibir besler.
- İster çok ulvi ister ivir zıvırla meşgul olsun, dalgın bir zihin özgür değildir.
- İçinde bulunduğumuz toplum kıskançlığı cesaretlendirmez mi? Reklamlar, rekabet, karşılaştırma, birçok aktivitesiyle başarıya takma bütün bunlar kıskançlığı desteklemez mi?